Tuesday, September 12, 2006

saçın kesinlikle hiçbi şekle girmediği günler vardır ya oyle günlerde saçımla uğraşırken sanki bana "boşuna uğraşıyosun olmıcak" diyomuş gibi geliyo saç tellerim ve o zaman onlara daha da çok sinirleniyorum.

benim iş yerim yani aslında burası bir üniversite çok değişik bir yer. Kesinlikle görev dağılımında bir sıkıntı var, bazılarının hiçbir işi yokken diğerleri bütün herşeyi halletmek durumunda ama ben bunun hangi "bazıları" tarafındayım hala tartışılıyo daha doğrusu sadece B benim pek bi iş yapmadığımı düşünüyor galiba ama o zaman nasıl oluyor da bu kadar yoruluyorum.

dün B'yle basket oynadık ama tabi ki bir spor salonunda ya da gerçek bir potada olmadı bu. Küçükken benim odamda da olan böyle küçücük toplu potalar vardır genellikle kapı arkasına filan takılan işte onlarda oynadık.20 dakika fln oynadıktan sonra nefes nefeseydim acaba biz küçükken bunu saatlerce nasıl oynarmışız??

en yakın arkadaşımın lanet Londra'ya yerleşmesine 4 gün kaldı aslında feci üzülüyorum ama o çok istiyor o yuzden seviniyorum biraz da.Ama sanırım birazcık bencil bi kişilik olduğumdan hala üzüntüm daha ağır basıyo. Daha yeni şurdan denize inmeye çalışırken beraberdik biz onla şimdi ne diye gidiyo ki...


bu postları yazarken acaba kelimeleri gerçekten yazıldıkları gibi mi yoksa okuduğum gibi mi yazıyım diye baya kafa yordum ama baktım olucak gibi diil türk filmi gibi okunmasındansa imla kurallarını hiçe saymaya karar verdim.

bu SERÇEDES'i gören oldu mu?? lütfen sahibiyle tanışmak istiyorum :)

1 comment:

broken biscuit said...

aglarim bak.