Wednesday, July 01, 2009

adn
adanayı daha önce görmemiştim hiç, görev sebebiyle gelmek kısmetmiş. yarın dönüyorum evime.. adana dan çıkardığım sonuçlar
1. şehrin içinde etrafı ağaçlıklı o kadar guzel bir baraj golu var ki gercekten hayran kaldım.
2. bağdat caddesinin aynısı bir caddeleri var. strabucks ta kahve içen tipler bile aynı..
3. ünlü bir kolcuoğlu kebapçısı zinciri var ama hepsinin adı farklı hasan kolcuoğlu, şenol kolcuoğlu fln gibi. aile dağılmış birbirine rakipmiş mi olmuş nedir. neyse ben 2 tanesinde yedim kimseyi üzmemek için.
4. bizim ankarada istanbul da yediğimiz adana burdakinin brz daha hafifletilmişi bence burda o kadar kuvvetli bir tadı var ki benim gibi zaten adanayı pek yiyemeyenlerin yemesi mumkun değil.
5. bici bici denilen tatlı megersem meyve ve kar la yapılıyormuş.
6. bir kebapçıda yemege gelinlik ve damatlıkla gelmiş bir çift vardı ve sadece başbaşa yemek yiyorlardı. işin daha da garibi bunu bizim masadan baska garipseyen olmadı.
7. baya tropik görüntülü yerleri var bu şehrin bazı yerleri nerdeyse LA i bile çağrıştırıyor diyebilirim.
8. yemek oldukça ucuz bu şehirde

Tuesday, June 16, 2009

no more bets..
tesekkUrler

Tuesday, June 09, 2009

bu 1 ay 8.30-6...
olsun alıştım bile.

Wednesday, June 03, 2009


FIRST SENSATIONS ÇİLEK RÜYASI bütün gün sakız çiğnemek istiyorum onun yüzünden.

Tuesday, June 02, 2009

when the when the
İstediğim ve planladığım program bozuluca çok fazla moralim bozuluyor, nedense baya bir çöküyorum. Aslında her seferinde böyle şeylere kafamı taktığım için kendime çok kızıyorum yani bir sürü derdi var insanların bunlara nasıl üzülürsün şeklinde ama napıyım engel olamıyorum. Kafayı taktığım şeyler bazen o kadar saçma oluyor ki; mesela heveslendiğim tarihte tatile gidememek, çok istediğim bir işte mutsuz olmak, yemek yaptığımda tarifteki şekilde olması, ya da şekilde olup lezzetinin görünüşü kadar iyi olmaması, çok sevdiğim bir oyuncunun son filminin kötü çıkması, mağazada beğendiğim elbisenin üstümde güzel durmaması, karpuzdan çok iyi anladığımı sanıp eve aldığım karpuzun kötü çıkması, çok güzel geçeceğini düşündüğüm bir gecenin orda uyuyakalmamla son bulması ve daha neler neler.......... ne kadar küçük şeyler yazdıkça utandım gerçekten..

Monday, June 01, 2009

bu arada şimdi gördüm. YES MAN MTV Sinema Ödülleri'nde En İyi Komedi Filmi ödülünü almış.
Dimanche
Pazar gününün boş bir gün olması gerekir, hiçbir şey düşünmeden kafanı boşaltacağın gün. Dün bunu için seçtiğimiz yöntem baya işe yaradı arka arkaya 3 tane hiç kafa çalıştırman gerekmeyen boş film...... bunları şu aynen aşağı koyduğum sırayla izledik.
1. RACHEL GETTING MARRIED


2. YES MAN



3. WEDDING DAZE


Eveeet nasıl üçleme ama. RACHEL GETTING MARRIED la başlayalım bu filmlerin en iyisiydi hatta bence güzel denebilirdi nedense bu kızı seviyorum ben artık. Filmde bağımlılığından kurtulmak için rehabilitasyona giden bir kızın ki bu kız Anne Hathaway, ablası evleniyor ve film dğünden birkaç gün öncesini ve düğün gününü anlatıyor. Anne ( artık sevdiğim için ismiyle hitap ediyorum) rolünde çok iyiydi bence. Best Man rolündeki adamcağız da resmen bir genç George Clooney'di ben çok benzettim.

YES MAN' e gelince.Jim Carrey yine yapmış yapacağını ve yinde bütün yüz mimiklerini ve ses efektlerini kullanabileceği bir filmde oynamış zaten başkası da oynayamazdı bu filmde belki bir de Eddie Murphy yapabilirdi bu abuk hareketleri. İsminden de anlaşılacağı gibi film hayatından çok mutsuz bir adamın bir seminere giderek herşeye "YES" demesini ve bütün hayatının değişmesini anlatıyor. Sonuç olarak YES MAN hiiç izlenmesi gereken bir film değil.

WEDDIND DAZE.. Eminim kimse duymamıştır bu filmi. Zaten orjinal film olmasına rağmen 5 TL ye aldığım için içimde bazı şüphelre vardı. Artık romantik komedinin tavan yaptığı nokta olduğunu düşünüyorum. Ama ne romantik ne de komedi. Aslında 2-3 kere güldüm. Kafa boşaltmak için izlenebilir ama emin değilim birazık insanı salaklaştırıyor da olabilir. Jason Biggs tarzı bir film aslında tam o yüzden karakterler başarılı. Sevgilisi ölen Jason 1 sene kendini toparlayamıyor sonra bir diner daki garson kıza aniden evlenme teklif ediyor kız da kabul ediyor. İşte sonra macera macera üstüne hahaha..............

Acaba sevgili Biletix Depeche Mode paralarımızı iade etmeyi düşünüyor mu? Yoksa zaman geçtikçe nasıl olsa unuturlar taktiğini mi uygulamaya çalışıyor???

Monday, May 18, 2009

FAIRYTALE
eurovizyon sadece türkleri heyecanlandıran birşey diye düşünmüşümdür hep ama bu sene gerek patricia kaas gerekse dita von teese bu fikirlerimi biraz değiştirdi sanki. neyse sonuç olarak DÜM TEK TEK parçasını pek beğenmesem de eurovizyon a uygun olduğunu düşünmüştüm. ama bizdeki şu inanç hiç değişmiyor bence;biraz oryantal biraz ingilizce-türkçe karışımı tamam işte 1. kesin biziz. sonuç olarak ben sadece oylama kısmını izleyebildim gerçek gününde. ama norveç bu kadar farkla kazanınca feci merak ettim parçayı ve şovlarını. şovlarında pek bi numara olmasa da ALEXANDAR RYBAKOV u çok tuttum doğrusu parçayı da gayet iyi buldum yani hakkıyla kazanmış derim ben ama ya izlanda.... o ne feci bi parçadır o nedir ya 2. nasıl oldular anlamadım.



geçen hafta konser için gittiğimde 1 hafta istanbuldaydım, her gun saatlerce yürüyodum, 1 haftalık orayı gezmeye gelmiş turistler gibi. bir arkadaşım istiklalde bi yerden bahsediyordu yemekleri çok güzel fln diye sanırım yeni açılmış adı : SEKİZ. sekiz diye bi yer açmak benim fikrim olduğu için biraz bozuldum aslında. ama o kadar güzel bir yer ki hem mekan hem yemekler harika. Ünlü tavuk zinciri Nando'S un tavuk kanatlarına en yakın lezzetteki kanatları burda yedim ayrıca Vietnam usulü salata ve ekmek dilimleri üstüne guacomole sos ve karides de her kuruşunu hakediyordu.


Bebek'teki Happily Ever After için aynı şeyi söyleyemeyeceğim sanırım. Aslında bence mekan yine güzel yolun ortasında olmanıza rağmen öyle hissetmiyosunuz. ama etraftaki Louis Vuitton çantasında Chihuahua köpeklerini taşıyan Bebek kızları biraz rahatızlık verici. Salatalar güzel, cupcake fena değil...
İstanbul2da 1 hafta boyunca kendimi biraz alışverişe vermişim, gelip de valizi açınca anladım. ama aldığım en güzel parçalardan biri. Remzi Kitabevi nden aldığım NET 425 G isimli yemek kitabı. Yabancı bir kitap fln değil ama fotoğraflar o kadar güzel ki bayıldım kitaba, dün hemen kitaptan 2 deneme yaptım. Çıkardığım sonuç : yemeğin içine beyaz şarap koyun diyorsa, ya hiç koymayın koyacaksanız da sakın kötü bir şarap koymayın. benim yaptığım kötü şarap tadıyordu.