Wednesday, November 25, 2009

sen ne yüce bir adamsın javier.. mutlu musun penelopeyle?
yoksa sen de aksanına mı kapıldın?
yok ama güzel kadın bence de ama sen daha yeteneklisin merak etme.

Thursday, November 19, 2009

anlamadığım bir şey var. bütün bu erkeklerin ugg botlardan nefret etmesi hatta bununla kalmayıp facebookta ugg botlara küfreden bir adamın videosunu paylaşıp durmaları "NBHJKHHBHB bun begendi" die de altına yorumlar yapmaları o kadar komiğime gidiyor ki. kimsenin bu botların güzel, şık olduğunu savunduğunu sanmıyorum. Dünya tarihinde ilk defa kadınların güzelliğe önem vermeyip "rahata ve sıcacık ayaklara" kavuşmak için giydiği bu botlar neden bu kadar tepki alıyor anlamadım. bunun tek bir açıklaması var bunları yazan insanların hayatlarında bir kere olsun o UGG ları ayağına geçirmemiş olması. bir kere bi giysin de bakalım kış boyunca başka birşey giyebilecek mi? Ha bi de sırf erkekler nefret ediyor diye "Ay evet bence de iğrennnç, herkes de var hayatta giymem" diyen kızlar mevcut.Onlara da cevabım "sen ankara soğuğunda ayakların üşüdüğü için karın ağrıları çekerken, ben dışarda sıcacık ayaklarımla kilometrelerce bile yürüyebileceğim" Banane yahu herkesde varmış, çirkinmiş bilmemneymiş, bir büyük sözü vardır; "SOĞUĞA GÜZELLİK OLMAZ" demişler zamanında ne güzel söylemişler.

Tuesday, October 27, 2009

Yılların "Küçük Yıldız" ına rakip buldum ; "In the sea there is a fish, a fish that has a secret wish"

Tuesday, October 20, 2009

welcome to MIAMI
Aslında gezi yazısı tarzında yazılar yazmayı pek de sevmediğimi farkettim. Ama anlatıcak şeyler var yazmaya karar verdim. Amerika'dan döneli yaklaşık 1 ay oldu aslında ama boş gezenin boş vakti olmazmış tezini 1 kere daha doğrulamış bulunmaktayım. Herneyse koskoca USA'de bu sefer de Miami ve Chicago turu yapmaya karar verdik. Herşey 10 Eylül'de Miami'ye varmamızla başladı. Gitmek çok acılı olmadı; ANK-İST-CHICAGO-MIAMI. Chicago-Miami arası 3 saat olduğundan LA'e varana kadar çektiklerimin yarısını çektik. İst-Chicago uçağında yanımda oturan kadınla saatlerce konuştuk, böylece B'ye de uyuması için rahat bırakmış oldum. CSI Miami'yi izlemey başladığımdan beri gitmek istiyordum Miami'ye. Havaalanı şehir arası çok yakın bayılıyorum öyle yerlere aynen Adana gibi:) South Beach'teki otelimize gitmek için taksiye bindik. Otel bir Philippe Starck oteli olan Mondrian. Deniz kenarında bir otel ama sahil kenarında değil, şehre bakıyor. Her yer beyaz içerdeki sütunlar satranç piyonları gibi. Çalışan herkes çok nazik. Asia de Cuba restoranı otelin lobisi denebilir. Manager'ı da Umut isimli genç bir Türk.



Miami'de yapılacak bir sürü şeyimiz vardı aslında ve toplam 7 günümüz. Otel odası o kadar güzeldi ki ev gibi. Yani birkaç gün kaldıktan sonra artık gitmeliyiz hissi nerdeyse bütün otellerde gelir bana ama burası hiç öyle değildi. Çok mutlu bir oteldi. Concierge 'daki Brezilyalı Reo'nun yardımlarıyla her akşamımıza güzel bir restoranda yemek için yer ayırttık. South Beach'in nerdeyse en ünlü oteli Delano. Bizim otelde onun yan oteli gibi bir şey aslında aynı otel grubu olan Morgans Hotel Group'un 2si de. Delano'daki Blue Door isimli restoran oldukça başarılıydı. Ama benim favorim kesinlikle Lincoln Road'daki Meat Market oldu. Diğerleri gibi feci şık eldivenli garsonların olduğu bir yer değil ama herşey o kadar lezzetli ve sunumlar garsonlar o kadar süper ki en çok orayı beğendim. Miami'de araba kiralamazsanız bir hiçsiniz diyebilirim. Hele bizim gibi Alligator Farm'a gitmek istiyorsanız hiç şansınız yok.

Buraya gidilince bataklıktaki bot turu kesinlikle yapılmalı. Nerdeyse timsahların içine düşüveriyordum. Bir sürü de bataklık suyu yuttum ama yine de süperdi.

B'yle 2 aksam da sinemaya gittik. Orda sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Sanırım ara olmadığı için. South Beach tabi ki harika bir yer ama downtown da gezmeye değer bence. Hayatımda bu kadar karışık yolları hiç görmemiştim yalnız. Bir gün bu şehri south beach e bağlayan köprülerden 1inden geçerken inanılmaz evlerin olduğu bir adacık gibi birşey gördük, hadi bir gezelim arabayla dedik. Ama artık evler ne kadar değerli ve oturanlar ne kadar önemliyse bizi adaya dahi almadılar.

Bir gün öğlen 12 sıcağında south beachi kumun üstünden boydan boya yürüdük gerçekten artık gözümden yaş geldi tam 1.30 saat sürdü. Çünki varmaya çalıştığımız Delano'yu kaçırıp tekrar geri döndük. Böylece bütün sahili görmüş oldum ama tangayla paten kayan kızlar ya da Kardashian'lardan 1iya da gençlik dizilerinden fırlamışcasına erkekler göremedim. Sadece üstü çıplak bütün kaslarını göstermek istercesine koşan birkaç orta yaşlı adamcağız gördüm.

Miami alışveriş için çok süper bir yer değil kesinlikle. Zaten sahil yerlerinde insanların özensiz şort ve flip flop la dışarda gezdiklerini de görmek hiç zor değil. Ama illa diyorsan ki birşeyler almak zorundayım. En süper adres Sawgrass Mills Mall. Burası çok çok başarılı ve kocaman bir outlet. Oraya gidilince de PF Changs de yemek yemeden sakın gelmemek lazım. Daha fazla Ayşe Arman laşmadan bu yazıma bir son veriyorum. Belki sonra canım isterse Chicago'yu da anlatırım. "Ben Amerika'dayken" tribinde gibi hissetmezsem kendimi tabi..

Thursday, October 15, 2009

MJ'i çok seviyorum. Hele LOLA yeni ben LOLA..

Tuesday, September 08, 2009

welcome to miami
gidiyorsun bilmediğim uzaklara. aman tanrım bu kro sarkı da nerden geldi aklıma. ama gidiyorum bilmediğim uzaklara gerçekten. biraz daha keşfe çıkıyorum. zamanlama süper bileğim burkuldu 3 haftadır sanırım air cast dedikleri sinir şey ve koltuk değnekleriyleydim. ve 2 gün sonra yollardayım. fizik tedaviye gidiyordum 1 haftadır. ne garip birşeymiş. vakumlu şeyler yapıştırıp elektrik vermeler fln bi garip yani hiç beklemiyordum böyle havalı şeyler. ama herhalde iyi birşeymiş fizik tedavi, %80 iyileşmişim dediklerine göre haydi bakalım.

koltuk değnekli olmam yine de beni durdurmadı ve haftasonu ayşe'nin baby shower ı için istanbula bile gittim. katıldığım ilk baby shower dı. hediyeler, cup cakeler, oyunlar fln. bence bu konsept güzel baya yani hani yabancılardan alınıp da türkiyede uygulanınca bi saçma olur ya bence baby shower öyle değil, baya da akıllıca bir fikir hediyeler açısından, hem de eğlenceli yani baby shower a TR ye uygun etkinliktir onayını verip uğurluyoruz. bir de diaper cake diye birşey varmış bu da eğlenceli birşeydi ama keşke yapan ben olsaydım.

15 gün sonra tekrar ülkemiz sınırlarına girdiğimde bakalım beni neler bekliyor, yine belirsizlik zzamanııııı. herhalde hayatımın yarısı belirsizlikle geçmiş olabilir. acaba ben de bunun bağımlılığı mı var herşey belli ve planlı ilerlediğinde rahatsız oluyorum galiba. evet olabilir bunu bir araştırmak lazım.

Monday, August 31, 2009

ben derim ki oscar lardan birini bu bey alır.