Friday, March 09, 2007

neler oldu
uzak kalınca yazacak şeyler birikiyor. ama o zamanda okulda çalışmam gereken zamanları blog yazarak geçiriyorum olmaz ki...
Çok alakasız konular hakkında diyeceklerim var aslında; birincisi Audrey Hepburn. B'ye Ikea'dan aldığımız bu tabloya her seferinde bayılıyorum. Düşününce ne kadar ilginç bir şey. Dünyanın hiçbir yerinde kimse üzerinde benim resmim olan bir tabloyu salonuna asmayacak ama biz bizden haberi bile olmayan birinin resmini asıyoruz. ama bu kadar da güzel olunmaz ki:












Havalar o kadar güzel ki böyleyken ODTÜ'yü gerçekten seviyorum. Yemek yiyeceğimiz yerlere yürüyerek gitmeyi çok özlemişim, arabaya binmekten ne kadar sıkılmışım meğer. Aslında benden 2 yaş büyük olup öğrencilerimden biri olan sevgili arkadaşım Can'la kortlarda dondurma yiyip üstüne squash oynamaya, saçma fotoğraflar çekmeye 1 30da biten öğle arasını 2ye kadar uzatmaya başladık bu sıcak hava pek iyi gelmedi bize.











dün odama geldiğimde masamda defterlerin üzerinde bir karanfil buldum. Üzerinde bir post-it ve "Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun. Bölüm Başkanlığı" hoşuma gitti galiba..

Çok çalışmam lazım.Teze başlamam lazım.Dersleri daha yavaş anlatmam lazım.Seneye hayatımın tamamen değişeceğini bilmem lazım bunun için birşeyler yapmam lazım.Eskiden uzak gözüken şeylerin artık yakın olduğunu bilmem lazım.Hava muhalefetleri sebebiyle sıcak kahvelerden soğuklara geçiş yapmam lazım. Ve evet artık dekorasyan dergileri almaya başlamam lazım.....

Veeee sonunda LONDON biletim hazır. Martta gelioyorsunuz ama Haziran'a kadar beni tekrar özlersiniz di mi?
Bir de beni businessa upgrade eden THY çalışanlarına burdan teşekkürlerimi sunarım.

"Terence Trent D'Arby - Delicate" dinlenmesi gereken şarkılara ekleyiniz.

3 comments:

can said...

mrk etme senin de bi gün tablonu salonlarına asıcak insanlar ;)
bi de sanırım deşifre oldum!

aysenaz said...

tabi ki.

nt said...

ozleriz ozleriz.