Thursday, February 22, 2007

Wednesday Bloody Wednesday









Amistad'da hayran olduğum adama yani Djimon Hounsou'ya bu filmde bir kere daha ve Titanic faciasından sonraki filmlerinde beni feci şaşırtan Leonardo'ya gerçekten bayıldım. Sinema eleştirmeni sayılmam ama baya çok film izlerim çoğunu 1 hafta içinde unuturum tekrar izlediğimde yeniden izlemiş gibi olurum. Dün BLOOD DIAMOND a sanırım vizyondan kalkmak üzereyken gittim ama iyiki gitmişim baya beğendim. O adamı zaten unutmam mümkün değildi Amistad'dan sonra ama onun oynadığını bilmeden girdim ve sonra çok sevindim. Ve kesinlikle tekrar söylüyorum Leonardo kendini inanılmaz geliştiren bir oyuncu ne kadar seneler önce bebek suratıyla dalga geçsem de dün bir kere daha baya iyi bir oyuncu olduğuna karar verdim. Filmde sadece Jennifer Connely'den pek hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Her filmde bunu yapıyorlar eğer bir tek kadın karakter koyacaklarsa o kadının bütün özellikleri "AŞIRI" oluyor. Aşırı cesur, aşırı iyi kalpli, aşırı zayıf,aşırı güçlu falan filan..
Sonuç şudur ki BLOOD DIAMOND'a gidilsin.. Yüzükler çıkarılsın ya da geçmişi araştırılsın. "yok canım bu onlardan değil, B öyle şey yapmaz..."

Thursday, February 15, 2007

a dancer for money
sabah bu şarkıyı dinledim bi mutlu oldum hatırladığıma. hadi herkes hatırlasın..
"Deutschmarks or dollars
American express will nicely thank you"
peki danseden zenci küçük çocuk neye küsüyor? ama gotik hava fln hoş aslında..

Tuesday, February 06, 2007

kötü şeyler oldu.. çok zor..

Tuesday, January 30, 2007

haftasonu harikası



ve tabi şiş bir diz ve ağrıyan bir vücut... her tarafım ağrıyooooo.....

öznurcan bugün avukatlık yemini ediyor. Ben de yemin ediyorum tanıdığım en iyi avukat ssen olacaksın öznürcum.

Friday, January 26, 2007

biraz once gerçekten korkunç bir şey okudum. Çin'de şöyle bir çete yakalanmış:
bu çete elemanları bazı ailelerden kızlarını bir çeşit başlık parasıyla alıyorlarmış.Önce bu kızları bir şekilde öldürüyorlarmış ve öbür dünyada yalnız kalmamaları için ölmüş bekar erkeklerin ailelerine satıyorlarmış. neler oluyor dünyada, insanlar neden bu hale geldi, neden bu kadar kolay birilerini öldürmek.. haberin devamını burdan okuyabilirsiniz:
http://www.timesonline.co.uk/article/0,,3-2566549,00.html

Monday, January 22, 2007

what's next?
gercekten de çok disco disco bir geceydi. önce quick china'da dünyanın en kötü sushi tabağını sipariş ettik ve yiyemedik. sonra tequila sonra bien, tres bien.. sonra 51 promil ve sonra disco disco ve saatlerce dans ettik gerçekten saatlerce. uzun zamandır dansetmemişim. grup öznur a bir happy birthday şarkısı bile söyledi. hatta ısrarlarımıza dayanamayan dj bizim için bir "disco 2000" bile çaldı. gecenin sonu da aspava hem de 4 te. bu artık bana birkaç ay yeter o kadar yoruldum ki. yaşlanmışım işte malesef..


dün çılgınca americano oynayıp paraları kazandıktan sonra 2 yıldır ilk defa bowling oynadım. baya eğlenceliymiş unutmuşum.

Friday, January 19, 2007

disco disco
rahatlık fazla geldi biraz. bu gece uzun zamandan sonra manhattan a gideceğim cuma günlerinin eğlenceli grubunu bir de ben dinleyeceğim çünkü bugün öznurun doğum günü. İyiki doğdun öznur.
istanbul maceraları geçirdim 2 tane. bir tanesinde aynı gün içinde uçup geldim tek başıma. hatta havaş otobüsünde bir resim bile çektim.
söylediğim gibi hiç iyi bir fotoğrafçı değilim.ama yeni fotoğrof makinamın gelmesine çok az kaldı. onla güzel birşeyler yapabileceğim umarım.

ikinci istanbul seyahati bir arkadaşımın nişanı için gerçekleşti. bu sefer trenle gittim hem de bir bakıyorsunuz koltuk bir bakıyorsunuz yatak olan trenle. çok güzeldi.
emirganda kahvaltının ve Set Balık'ın ne kadar güzel olduğunu anlatmama gerek yok zaten.

sonuç yine ankaradayım. ama sanırım şunu farkettim ben istanbul'da yaşamayıp keşke istanbul'da yaşasam demeyi seviyorum yani belki de orda yaşamayı o kadar da çok istemiyorum ya da kendimi kandırıyorum...bilemiyorum...
burası kanyon ben burayı her gittiğimde çok beğeniyorum ama soğuk problemine henüz bir çözüm getirememişler.
bir de anlamadığım birşey var ki. telefonla çektiğim resimleri bilgisayarda edit leyemiyorum ama NEDEN? bu resmi de döndüremediğim için yandan bakmalısınız ..
askerdeki seckin ve alper geldi hoşgeldi..
bir de 2 tane super ayakkabı aldım onların resimleri de yakında gelecek.



Thursday, January 18, 2007

dayanılmaz hafiflik
seminerden çıktım şu anda.bi garibim sanki yine ona çalışmam gerekiyor gibi yani tabi bu herkese olur ama bu farklı girmeden önce ilkokuldaki gibi karnıma ağrılar girdi..
gitmem lazım ama devamı gelecek...

Thursday, January 04, 2007

Startal
18 Ocak seminer yaklaştı.uzak kalabilirim buralardan sadece müzik dinleyip çalışabilirim. Ayşenazın hatırlattığı Rufus Wainwright- The One You Love dinleyebilirim. Yeni yıla alışmaya çalışabilirim. Tarihi yanlış atıp düzeltebilirim birçok kez. Tatili bitip bizi bırakıp gidenler için üzülebilirim. Tatilde ne kadar çok yattıysam o kadar çok koşuşturabilirim. İstanbul' a gidebilirim 1 günlüğüne. Görmek isteyip göremediğim ama buna inandıramadığım arkadaşlarımı arayabilirim buluşabilirim onlarla en azından bir kahve içebilirim di mi? Prestij'i bir kere daha izleyebilirim. Sanırım 2007 ye artık başlayabilirim ben de..

Thursday, December 28, 2006

Who is ABSENT today?
NY'den buralara zeynep in taşıdığı absente'i denemeden yılbaşına kadar bekleyemedik. Moulin Rouge, Van Gogh, Oscar Wilde'lı ABSENTE efsanelerini dinlemek yeterdi zaten denemek için. Ama öğrendiğime göre artık satılan Absente ler aslında eski Absinth'in biraz daha zararsız hale getirilmişiymiş. Daha doğrusu içinde bulunan pelin bitkisinin azaltılmışıymış. Absente 'in alkol oranı 55%. Şöyle hazırlanıyo:
2 ölçek Absente'i bardağa koyduktan sonra.Şişenin üstüne yapıştırdıkları kendi spatulasını bardağın üstüne resimdeki gibi koyup üstüne 1 tane küp şeker koyuyorsunuz. Sonra 3 ölçek soğuk suyu yavaş yavaş kaşığın üstünden döküyorsunuz, şeker hafifçe eriyor karıştırıp içiyorsunuz..
ve sonuç bana sorulacak olursa bildiğimiz RAKI...

Thursday, December 21, 2006

ben de anlamadım
çalışmaktan yorulmak
yorulmaktan sıkılmak
sıkılmaktan acıkmak
acıkmaktan yemek
yemekten kilo almak
kilo almaktan üzülmek
üzülmekten kızmak
kızmaktan bağırmak
bağırmaktan üzülmek
üzülmekten barışmak
gibi bişiler..

Thursday, December 14, 2006

beck
yeni takıntım bu şarkı
Change your heart
Look around you
Change your heart
It will astound you
I need your lovin'
Like the sunshine
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime

Monday, December 11, 2006

Cherry Cherry Lady
neden insanın bütün ağrılar geceleri olur ve uykudan uyandırıp kıvrandırır çok merak ediyorum. Bu haftasonu işte böyle başladı ama sonrasında ÜSTÜNEL köftecisi doping gibi geldi üstüne de gece bir kokteyl içtim ki birşeyciğim kalmadı. Şimdi iyice karışık anlattım ama Ankara'da bir sanayinin içinde bir köfteci var ki anlatamam. Tabak fln kesinlikle kullanılmıyor her çeşit yeşilliği getirip masaya serdikleri jelatinin üstünde doğruyorlar üstüne minik cherry domatesler ve limon. közlenmiş sarımsak ve biber.. ve tabi bir de köfte..mmmm
ama eğer siz de benim gibi buranın üstüne Sushico'ya giderseniz kültür karmaşası yaşarsınız.

Gelelim bahsettiğim kokteyle.4 tane ağrı kesicinin üstüne ilaç gibi gelecek mantığıyla alkolden iyi anlayan bir arkadaşım bana öyle birşey hazırladı ki zaten nerdeyse fish bowl büyüklüğündeydi ve ben yarısına geldiğimde artık yüzümde oldukça anlamsız bir gülümseme vardı.içkiyle aram pek iyi değil, zaten bir kadehte sarhoş olurum ben ve de tadını sevmediğim ve her zaman Cola yı tercih ettiğim için pek içki içemem ama bu mmmmm. içine koydukları şunlardı ama miktarları hakkında en ufak bir fikrim yok.

- Smirnoff three distilled
- Southern Comfort
- Vişne suyu ve bir sürü buz.
sonuç şuna benziyor ve kesinlikle tavsiye edilir..

Friday, December 08, 2006

haset

işte eski istanbul, stad da eski İnönü Stadyumu inanamadım bu resmi görünce ne kadar güzelmiş. ama eski ankara fotoğraflarında neden her yer bomboş hiçbir şey yok. istanbul'un bir geçmişini kıskanmadığım kalmıştı zaten.

Tuesday, December 05, 2006

nedir?
"insan büyüyünce hayalleri küçülür mü?" dedi filmdeki çocuk. baya geç oldu biliyorum ama ben "Babam ve Oğlum" u dün ilk defa izledim.
ctesi ve pazar erken kalkmak hiç iyi gelmiyor insana güzel başlamadım haftaya sırf bu yüzden ama bugün biraz daha iyi. bir de değişiklik olarak Burhan Öcal konserine gittim. türk kahvesi içtim bol bol.
bugün gazetede sigarayı bırakma içeceği diye bir şey okudum içinde Pasiflora filan varmış yani sigarayı bırakıyorsunuz ama sonra buna bağımlı oluyorsunuz anladığım kadarıyla.

Thursday, November 30, 2006

postponehane
yine erteledim.. herşeyi her zaman erteliyorum..deney mi yapılacak "tamam haftaya başlarız" bi arkadaşımla mı buluşacağım "tamam haftaya ayarlarız birşeyler" ben niye böyle bir insan oldum bilmiyorum ama hiç hoşuma gitmiyor bu halim herşeyi zamanında yapsam belki çok daha rahat ve mutlu olurum ama olmuyor işte içime işlemiş bir kere.

bir de şu yukarıdaki elbiseyi istiyorum haberiniz olsun

Monday, November 27, 2006

çekik
ben de kendimi bos işlerle uğraşır sanırdım.. bir izleyin ben çok güldüm hele onların gülme seslerine daha bir çok güldüm.
http://www.isnichwahr.de/redirect10681.html
özet


kahvaltı mı pazar mı? yok canımm

Cola'nın en güzel hali cam hali


şans tılsımı bileziğim ve korkutan eldivenlerim





Friday, November 24, 2006

i want a lover i don't have to love

You write such pretty words,
But life's no storybook.
Love's an excuse to get hurt.
And to hurt.
Do you like to hurt?

Thursday, November 23, 2006

Life Manual
Tezimi yapacağım bütün aletler bozuk.. zaten içim de sıkılıyor bazen böyle işte herşey can sıkıcı. Christian Bale oynuyor diye Harsh Times filmine gittim fena değildi aslında ama Bale oynamasa izlemezdim heralde ki nitekim beraberimde sürüklediğim 7 kişi pek memnun kalmadı.

Söylemeden edemeyeceğim Hacıbaba diye bir baklavacı var burda Ankara'da yaşayanlar bilir. Orda kaymaklı baklava diye birşey var diğer şerbetli tatlılardan pek hoşlanmam ama bu gerçekten anormal birşey yani içimi bile kıymıyo. Bu aslında kaymaklının fotoğrafı değil ama okurken gözünüzde birşeyler canlansın diye koyuyorum..
Bu iç sıkıntısı geçici birşeydir diye umuyorum. Haftasonu geliyor belki o zaman geçer ama belki de bir tatile ihtiyacım var evet evet kesin var. ama nereye gitmeli London 'a gidemem o geliyor. Amerika'ya daha vakit var.. İstanbul hmm fena fikir değil ama "daha yeni gitmemiş miydin J?" yok yok vazgeçtim off işte yine çözümsüz kaldım...
Şu an önümde Laboratory Manual 'ı görünce aklıma geldi keşke Life Manual diye birşey olsa da böyle zorlandığım anlarda hemen index ini karıştırıp duruma uygun birşeyler bulabilsem. Mesela şöyle olabilirdi "ayakkabım sıkıyor" sorunu altında "önce yalnız kalabileceğin bir yere git ayakkabılarını çıkar, biraz rahatla, şimdi onlara şöyle bir bak estetik hiçbirşey. onlara yeterince sinirlen bugünü birazcık acıyla bitir sonra onları aldığın yere git biraz çirkeflik yap şimdi kendine yeni bir çift ayakkabı al" tabi biraz daha profesyonelce yazılabilir. ama hoş olmaz mıydı?